Yarım kalan cümlelerin, saklı duyguların ve kalbe dokunan bir hikâyenin sessiz tanığı...

Yazar: Beekeeper (Page 2 of 3)

Bal Arım

Bazı yüzler vardır;
bir fotoğraf değil de,
sanki içinin aydınlık tarafını gösterir.

Bakışın öyle…
“Ben buradayım” demiyor sadece;
“korkma, yaklaş” diyor.

Gülüşün,
insanın omzundan günün ağırlığını alan cinsten.

Ne büyük cümleler kuruyor,
ne de susuyor;
tam ortasında duruyor hayatın:

sade,
net,
gerçek.

Saçlarının arasına saklanan
ışık çizgileri var ya…

İşte ben ona
“bal izi” diyorum.

Dokunmadan bile bulaşan,
akılda kalan bir sıcaklık.

Bazen bir insanın varlığı,
bütün günün tonunu değiştirir.

Sen öylesin.

Karanlıkta bile yol gösteren,
ince bir parıltı gibi.

BalArımsın.

Kalabalıkların içinde bile içime konan,
sessizce iyi eden,
gülüşüyle evi hatırlatan…

Ve ben,
ne zaman yorulsam,
bu bakışta dinleniyorum.

 

Gitme desen…

Gitme Bu Gece

Sana söz, korkmam seni sevmekten,

Korkmam “seni seviyorum” demekten,

Gerekirse ömrümü yoluna sermekten,

Korkmam kalbimi sana vermekten.

Gitme bu gece, kal yanımda,

Kal sabaha kadar yanı başımda,

Uyumasam ama yatsam kollarında,

Doğmasa güneşler, sabahlar olmasa.

Gitme bu gece, kal yanımda,

Kal sabaha kadar yanı başımda,

Sar beni; unutulsun, bütün yaralar,

Seninle doğsun güneş, bitsin karanlıklar.

Sensiz geçen gecelerde yüreğim üşüyor,

Bir yanım sana hasret, bir yanım susuyor,

Ne kadar kaçsam da aşkına düşüyor,

Kalbim artık sadece seninle yaşıyor.

Seninle tattım, senden öğrendim aşkı,

Unutamam gözlerindeki derin bakışı,

“Aşk” derim senin adına, soran olursa,

Son nefesim kalsa bile dudaklarımda.

 

İki kelime

“İki kelime yetiyor seni seven kalbi kırmaya,
Sonra roman yazsan ne fayda…
İki adımda geçiyorsun yalnızlık denen tarafa,
Sonra dağlar aşsan ne fayda…”

 

Seni kıracak hiçbir şey yapmadığım hâlde bunu anlatmama hiç fırsat vermemen çaresiz bırakıyor beni…

Oysa tek isteğim, sevgimi ve sana olan özenimi gösterebilmek.

 

Beraber geçirebileceğimiz zaman zaten sınırlıyken, suskunluklarla, yanlış anlamalarla, kendi içimize çekilerek bunu tüketmek istemiyorum.

Ömür dediğimiz şey kısa… Ve bizim birbirimize ayırabildiğimiz zaman daha da kısa.

 

Güzel olabilecek anları elimizle itiyoruz.

Eğer izin verirsen, sana kendimi anlatmak, seni dinlemek ve kalan çok az zamanımızı seninle yaşamak istiyorum.

 

Kalbim acıyor …

Gemini_Generated_Image_vduzbqvduzbqvduz

Ya Kaçırmasaydım…?

Cuma günü işten çıkmış, arabamı sürerken senden bir mesaj geldi:

 

“Kaçırdın ya :)”

 

Seni aradığımda neyi kaçırdığımı anladım.
Birkaç dakikalık bir fırsatı…
Seninle baş başa kalabileceğim o küçücük anı.
Kokunu duyabileceğim, yüzüne yaklaşıp nefesini hissedebileceğim, belki dudaklarının kenarına kısacık bir dokunuş kondurabileceğim o ihtimali…

 

Kaçırdığım o birkaç dakikanın kayıp hissi
tarifsiz bir şey.

 

Seni yıllarca görmesem bile;
gözlerinin ışıltısını,
gülüşünün kıvrımını,
kokunun içimde bıraktığı izi…
hepsini tek tek hatırlarım.
Unutmam. Unutamam.

 

Ama ne yazık ki…
Bazı şeyleri hiç tanımıyorum.
Sana yaklaşınca sesinin nasıl titreyeceğini,
teninin ilk dokunuşa nasıl karşılık vereceğini,
boynuna sessizce uzandığımda ensendeki tüylerin ürperip ürpermeyeceğini…
bilmiyorum.

 

Ben ellerimi yavaşça sana doğru uzatsam nefesin hızlanır mı?
“Yapma…” derken aslında devam etmemi isteyen o ince çatallanmayı duyar mıyım sesinde?

 

Önce belini kavrasam,
sonra ellerim yavaşça kalçana doğru inse
ve seni kendime doğru çeksem…
o anda bedeninin ne söyleyeceğini bilmiyorum.

 

Kaçırdığım ne kadar çok şey var, değil mi?

 

Ve işte tam bu yüzden…
İnsanın içini yakan soru hep aynı oluyor:

 

Ya kaçırmasaydım…?

 

“Zaten hiç başlamadık… Bu yüzden belki de en güzel yerde kaldık.”

Bugün yazışırken söylediklerin içimde ince bir sızı bıraktı.

Haklısın…

 

Kendimi fazla kaptırmamam gerektiğini hatırlatıyordun. Zaten yakında yollarımız ayrılacak, aynı çatıdan çıkıp iki farklı hayata karışacağız.  

 

Ben de o yüzden söyleyebildim o cümleyi: “Zaten hiç başlamadık ki… Bu bir rüya sadece.”   Çünkü gerçek hayatın içinde yer bulamayan duygular, kendilerine ancak rüyaların sessiz köşelerinde yer bulabiliyor. Birbirine dokunamayan iki insanın, aynı kelimelerde buluşması gibi…  

 

Ama yine de…

Her şey bu kadar imkânsızken bile, içimde sıcacık bir yer ayırmıştı sana. Söylenemeyen kelimeler, saklanan bakışlar, yarım bırakılan cümleler… Hepsi küçük birer iz bırakarak geçip gidiyor.  

 

Ve ben o rüyadan uyansam bile, seninle ilgili hissettiklerimi en çok bu cümle özetliyor:

 

“Zaten hiç başlamadık… Bu yüzden belki de en güzel yerde kaldık.”

 

Özür Dilerim…

 

Nerede durmam gerektiğini biliyordum…
Ama o akşam duygularıma hâkim olamadım ve kendimi, senin yanında olmayı isterken buldum.


Niyetim seni zorlamak ya da rahatsız etmek değildi; sadece içimde biriken o yoğun hissi doğru yönetemedim.

Bilmeni isterim ki bundan sonra kendimi daha çok geri çekeceğim; seni en ufak bir şekilde rahatsız etmek istemem.


Zaten en başından beri seni hep uzaktan sevmeye alışkındım… ve şimdi de  buna devam edeceğim.

Sessiz, sade ve içten bir özür sadece.

 

« Older posts Newer posts »

© 2026 Bal Arımsın

Theme by Anders NorenUp ↑